<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Tarih arşivleri - EnSonHavadis</title>
	<atom:link href="https://ensonhavadis.com.tr/category/tarih/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://ensonhavadis.com.tr/category/tarih/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sat, 21 Feb 2026 16:00:14 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.1</generator>
	<item>
		<title>Harşit Zaferi’nin 108. yılı Giresun’da törenle anıldı</title>
		<link>https://ensonhavadis.com.tr/harsit-zaferinin-108-yili-giresunda-torenle-anildi/</link>
					<comments>https://ensonhavadis.com.tr/harsit-zaferinin-108-yili-giresunda-torenle-anildi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 21 Feb 2026 16:00:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Harşit]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ensonhavadis.com.tr/?p=87225</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tirebolu’da düzenlenen yürüyüş ve anma programında şehitler için dualar edildi, fidanlar toprakla buluşturuldu</p>
<p><a href="https://ensonhavadis.com.tr/harsit-zaferinin-108-yili-giresunda-torenle-anildi/">Harşit Zaferi’nin 108. yılı Giresun’da törenle anıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://ensonhavadis.com.tr">EnSonHavadis</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Giresun’un Tirebolu ilçesinde, Harşit Zaferi’nin 108’inci yıl dönümü dolayısıyla şehitleri anma ve zafer yürüyüşü programı düzenlendi.</p>
<p>Demirci Mahallesi’nde bir araya gelen katılımcılar, Türk bayrakları eşliğinde Tirebolu-Doğankent kara yolunu takip ederek 100. Yıl Orman Parkı’na kadar yürüdü.</p>
<p><img decoding="async" src="https://ensonhavadis.com.tr/wp-content/uploads/2026/02/harsit-zaferinin-108-yili-giresunda-torenle-anildi-0-FyTdMY9d.jpg"/></p>
<p><strong>&#8220;MİLLETİMİZİN ONURU VE İSTİKLALİ SAVUNULDU&#8221;</strong></p>
<p>Törende konuşan Giresun Valisi Mustafa Koç, vatan topraklarının kazanılmasında verilen mücadelenin unutulmaması gerektiğini vurguladı.</p>
<p>1916 yılında düşmanın ilerleyişine karşı canını siper eden Mehmetçiklerimiz, Harşit’te yalnızca bir hattı değil, milletimizin onurunu ve geleceğini savunmuştur. Burada yazılan destan, kurtuluş mücadelemize ilham olmuştur.</p>
<p><img decoding="async" src="https://ensonhavadis.com.tr/wp-content/uploads/2026/02/harsit-zaferinin-108-yili-giresunda-torenle-anildi-1-eRVPwOak.jpg"/></p>
<p><strong>&#8220;STRATEJİK BİR SAVUNMA HATTIYDI&#8221;</strong></p>
<p>AK Parti Giresun Milletvekili Ali Temür, Harşit Zaferi’nin öğrencilere mutlaka öğretilmesi gerektiğini ifade etti.</p>
<p>17. Komando Tugay Komutanı Tuğgeneral Burak Yılmaz ise Harşit savunmasının sınırlı imkanlara rağmen yüksek disiplin ve kararlılıkla başarıya ulaştığını belirtti. Yılmaz, savunma hattının Karadeniz kıyılarının işgal edilmesini engellediğini ve ordunun stratejik anlamda zaman kazanmasını sağladığını söyledi.</p>
<p><img decoding="async" src="https://ensonhavadis.com.tr/wp-content/uploads/2026/02/harsit-zaferinin-108-yili-giresunda-torenle-anildi-2-bvtk1GZ7.jpg"/></p>
<p><strong>&#8220;HARŞİT GEÇİLEMEDİ&#8221;</strong></p>
<p>Orman Genel Müdür Yardımcısı ve Harşit Savunması Vakfı Başkanı Mustafa Özkaya da konuşmasında, Harşit’in düşmana geçit vermediğini vurgulayarak, <em><b>“Bir düşünürün ifadesiyle; bir Çanakkale geçilememiştir, bir de Harşit geçilememiştir”</b></em> dedi.</p>
<p>Program kapsamında fidan dikimi de gerçekleştirildi.</p>
<p>Törene eski Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, kaymakamlar, belediye başkanları, öğretmenler ve öğrenciler katıldı.</p>
<p><img decoding="async" src="https://ensonhavadis.com.tr/wp-content/uploads/2026/02/harsit-zaferinin-108-yili-giresunda-torenle-anildi-3-wFFsqKjM.jpg"/></p>
<p><img decoding="async" src="https://ensonhavadis.com.tr/wp-content/uploads/2026/02/harsit-zaferinin-108-yili-giresunda-torenle-anildi-4-rpQIWfnO.jpg"/></p>
<p><img decoding="async" src="https://ensonhavadis.com.tr/wp-content/uploads/2026/02/harsit-zaferinin-108-yili-giresunda-torenle-anildi-5-7KL3IlsY.jpg"/></p>
<p><img decoding="async" src="https://ensonhavadis.com.tr/wp-content/uploads/2026/02/harsit-zaferinin-108-yili-giresunda-torenle-anildi-6-414NGDfa.jpg"/></p>
<p><img decoding="async" src="https://ensonhavadis.com.tr/wp-content/uploads/2026/02/harsit-zaferinin-108-yili-giresunda-torenle-anildi-7-TJr3OiIp.jpg"/></p>
<p><a href="https://ensonhavadis.com.tr/harsit-zaferinin-108-yili-giresunda-torenle-anildi/">Harşit Zaferi’nin 108. yılı Giresun’da törenle anıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://ensonhavadis.com.tr">EnSonHavadis</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ensonhavadis.com.tr/harsit-zaferinin-108-yili-giresunda-torenle-anildi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ümit Yenişehirli yazdı: Eski devir fenomenleri</title>
		<link>https://ensonhavadis.com.tr/umit-yenisehirli-yazdi-eski-devir-fenomenleri/</link>
					<comments>https://ensonhavadis.com.tr/umit-yenisehirli-yazdi-eski-devir-fenomenleri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Feb 2026 17:28:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Heykel]]></category>
		<category><![CDATA[İskender]]></category>
		<category><![CDATA[Şöhret]]></category>
		<category><![CDATA[Ünlü]]></category>
		<category><![CDATA[Yaygın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ensonhavadis.com.tr/?p=80319</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ümit Yenişehirli, eski devir fenomenlerinin günümüzdeki yerini de ele alarak, sosyal medya mecralarında yoğun ilgi görmesiyle şöhretle birleşen fenomenlik kavramını, tarihten örneklerle anlatan bir yazı kaleme aldı.</p>
<p><a href="https://ensonhavadis.com.tr/umit-yenisehirli-yazdi-eski-devir-fenomenleri/">Ümit Yenişehirli yazdı: Eski devir fenomenleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://ensonhavadis.com.tr">EnSonHavadis</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son dönemlerin en yaygın, moda kelimelerinden birisi, hiç şüphesiz <em><b>“fenomen”</b></em>. Dijital mecralar ile buralardaki içerik üretimlerinin toplumdaki gördüğü akıl almaz ilgi, fenomenle birlikte ünlü/şöhretli olma realitesini de getiriyor. Fenomenler fevkalade bir sıklıkla kamuoyu gündemini işgal ediyor. Olaylar, açıklamalar, reklamlar iç içe geçmiş durumda. Bu vadide, fenomen olan, hemen her zaman şöhretli de olurken, ünlü biri çoğu zaman da fenomenleşiyor.</p>
<p><strong>ÜNLÜ: SESİ UZAĞA GİDEN, PARLAYAN, KALABALIKLARLA OLAN, DEDİKODUSU YAPILAN</strong></p>
<p>Bütün bu olup bitenler, son tahlilde <b><em>“internet ünlüleri”</em></b> parantezine alınıyor. Sahadaki yeniler de tarihte hep olduğu üzere, tanınır olmayı karşılayan ünlü, şöhretli ve benzeri kelimelerle tarifleniyor. Peki, tarihin bilinebildiği ilk çağlarından itibaren <em><b>“ünlü”</b></em> neydi, nasıldı, kimdi? Birisi, ne biçimde, neyle <em><b>“şöhret”</b></em> olabiliyordu?</p>
<p>Bir kavramın, toplum zihninde nasıl algılandığının dair önemli işaretler veren kelime kökenlerine göre, <em><b>“ünlü” </b></em>ve <em><b>“şöhret”</b></em> kelimeleri bizde de çok isabetli anlamlar içeriyor. Türkçe, ses veya nida anlamındaki <em><b>“ün”</b></em> kökünden gelen <em><b>“ünlü”</b></em>, sesi uzağa giden, adı yüksek sesle bağırılan kişi oluyor. Arapça <em><b>“şhr”</b></em> kökünden türeyen<em><b> “şöhret” </b></em>ise bir şeyi açığa çıkarmak, ilan etmek, sergilemek ve <em><b>“Ay gibi parlamak”</b></em> anlamları taşıyor.</p>
<p>Batı dillerindeki <em><b>“celebrity”</b></em> (ünlü) ise Latince <em><b>“kalabalık, bir yere üşüşme” </b></em>anlamına gelen celebrer kelimesinden türeme. Antik Yunanca’dan gelen<em><b> “fame”</b></em> kelimesi de (şöhret), söylenti, hakkında çokça konuşulan ve dedikoduyu da kapsayan bir anlamı karşılıyor. Ayrıca, parlak yıldız anlamında <em><b>“star” </b></em>da 18’inci yüzyıldan itibaren, öncelikle tiyatrocular için kullanılır olmuştu.</p>
<p>Oya Şakı Aydın’ın İmge Kitabevi’nden çıkan <em><b>“Arenadan Ekrana Şöhret Kültürü”</b></em> isimli kitabında da bu anlamlar eşliğinde tarihsel örnekler sıralanmakta. Buna göre, antik dünyada <em><b>“ün”</b></em>, bugünkü gibi geçici bir beğeni değil, <em><b>“ölümsüzlük”</b></em>le eşdeğerdi. Ünü belirleyen faktörler; aristokrasi, soy (krallar), askeri başarı (komutanlar) ve inşa etme (sunak, tapınak yaptırma) çizgisinde ilerlerdi.  Krallar, otomatikman ünlüydü. Komutanlar, başarılı bir savaşın ardından şöhret kazanırdı. Nispeten sıradan biri ise bir vesile yaptırdığı tapınak ile tanınır kişi olabiliyordu. Ayrıca gladyatörler, olimpiyat yarışmacıları, rahip ve rahibeler, falcılar arasından da ünlüler çıkmaktaydı.</p>
<p><img decoding="async" src="https://ensonhavadis.com.tr/wp-content/uploads/2026/02/umit-yenisehirli-yazdi-eski-devir-fenomenleri-0-sDWIaySG.jpg"/></p>
<p><strong>ESKİ MISIR’DA ÜNLÜ OLMAYANIN ÖBÜR DÜNYADA YOK OLACAĞINA İNANILIRDI</strong></p>
<p>Eskiden ünlü olmak, ölümden sonra hatırlanma<b> <em>“garantisi”</em></b> de almaktı. Mısırlılar için birinin adının anılmaz oluşu, o kişinin öbür dünyada da yok olacağı anlamına geliyordu. Firavunların piramitler üzerinde bu kadar titizlenmesi, onlardan çok geri statüdeki kişilerin de kalıcı mezarlar konusunda ısrarcı olmaları hep bu inanıştan kaynaklanmaktaydı.</p>
<p><img decoding="async" src="https://ensonhavadis.com.tr/wp-content/uploads/2026/02/umit-yenisehirli-yazdi-eski-devir-fenomenleri-1-wHZxEhEk.jpg"/></p>
<p><strong>ÜNLÜLERE TAPINMA</strong></p>
<p>Şöhretli bir kişinin, bir süre sonra insanüstü bir varlık olarak görülüp, tapınma nesnesi haline gelmesi de eski çağların yaygın patolojilerindendi. Birçok kral, komutan ve rahip için yaptırılan heykel ve sunaklar, bir süre sonra tam teşekküllü bir tapınak haline dönüşebilmekteydi. Antik çağın <em><b>“kült merkezleri”</b></em>, bugünün<em><b> “hayran kulüpleri”</b></em>nin benzerleri gibiydi.</p>
<p><img decoding="async" src="https://ensonhavadis.com.tr/wp-content/uploads/2026/02/umit-yenisehirli-yazdi-eski-devir-fenomenleri-2-gRmOiABL.jpg"/></p>
<p><strong>İSKENDER KÖYLERE KADAR HEYKEL VE BÜSTLERİNİ YOLLAMIŞTI</strong></p>
<p>Makedon kralların en ünlüsü olan III. Aleksandros (İskender) ise hayattayken <em><b>“tanrısal onurlar”</b></em> talep etmişti. Kendisine <em><b>“büyük” </b></em>dedirten, şahsına tapınım isteyen, bunun için tapınaklar inşa ettiren İskender, heykeltraş ve ressamların hayallerinden uydurdukları <em><b>“tanrıları” </b></em>örnek alarak, farklı zamanlarda farklı tanrılara benzemeye çalışır, kendisinin o tanrı olduğunu iddia ederdi. İskender, bu <em><b>“PR çalışması”</b></em>nda heykel ve büstlerini de agresif bir biçimde kullanmıştı.</p>
<p>İskender, gerek düzenlediği emirnameler gerekse de geniş topraklar üzerindeki yöneticileriyle halkın, heykel ve büstlerine <em><b>“İskender’in ta kendisi”</b></em> gibi saygı göstermesinin düzenini kurmuştu. Köylere kadar büstlerini yollayan İskender, şehirlerde de yüksekliği en az 5-6 metreden başlayıp 10 metreye kadar ulaşan devasa heykellerini koyduruyordu. Bu durum, İskender açısından <em><b>“ubiquity”</b></em> (her yerdelik) algısı sağlıyordu. Halkta da<em><b> “Devlet burada ve bizi izliyor.”</b></em> düşüncesi yaygınlaşıyordu.</p>
<p>Roma İmparatorluk kültünde de benzer durumlar vardı. Buna göre imparatorun heykeli sadece bir heykel değildi. O heykelin önünde törenler yapılır, kurban kesilir, tütsü yakılırdı. Heykele yapılan bir hakaret, doğrudan imparatorun şahsına yapılmış olarak görülür, hatta vatana, vatanın değerlerine yapılmış bir ihanet sayılırdı.</p>
<p><img decoding="async" src="https://ensonhavadis.com.tr/wp-content/uploads/2026/02/umit-yenisehirli-yazdi-eski-devir-fenomenleri-3-Mc3Ak9WZ.jpg"/></p>
<p><strong>ANTİK ÇAĞDA “FİLTRE”, HEYKELTRAŞ SAHTEKARLIĞIYLA SAĞLANIRDI</strong></p>
<p>Bugün, internet ünlülerinin kendilerini, <em><b>“daha güzel, daha yakışıklı” </b></em>göstermek için kullandıkları en yaygın tekniklerden birisi olan <em><b>“filtre”</b></em>nin benzeri eski devirlerde de vardı. Devrin heykellerinde krallar, imparatorlar, gerçek fiziki görünüşlerinin çok ötesinde her türlü olumlu<em><b> “en”</b></em> dikkate alınarak şekillendirilirdi. Kısa boylu bir kral <em><b>“uzun boylu”</b></em>, iddialı bir yüz fiziği olmayan imparator <em><b>“yakışıklı”</b></em> yapılırdı. Zaten, bu kişileri canlı olarak yakından görme fırsatı neredeyse hiç olmayan halk da yöneticisini ancak heykeltraşın sahtekarlık ve ustalığı ölçeğinde tanımış olurdu. Öte yandan, Roma sikkeleri üzerine imparator suratlarının nakşedilmesi de yine imparatoru yaygın bir görünürlük sistemine sokma amacı gütmekteydi.</p>
<p>Antik toplumlarda ama en çok Yunan ve Roma’da ölen büyüklerin birden fazla balmumu maskelerini çıkartıp, bunları evlerine, evlerinin çevresindeki kamusal alanlara asmak da bir başka <em><b>“şöhret” </b></em>çalışması sayılabilirdi. Genellikle varlıklı ailelerin sergilediği bu tutum, bir yandan ailenin<em><b> “itibarlı”</b></em> sayılmasına kapı aralıyor, bir yandan da <em><b>“atalar tapınımına” </b></em>görsel destek sağlıyordu. Buradaki fetiş, <em><b>“Ailemizden hiç kimse aslında ölmüyor, ünümüz bu maskelerde / heykellerde devam ediyor.”</b></em> şeklindeydi.</p>
<p><img decoding="async" src="https://ensonhavadis.com.tr/wp-content/uploads/2026/02/umit-yenisehirli-yazdi-eski-devir-fenomenleri-4-HFJgaAFF.jpg"/></p>
<p><strong>“REKLAMIN İYİSİ KÖTÜSÜ OLMAZ”, ESKİ ÇAĞLARDA DA VARDI</strong></p>
<p>Bugün var olan, bir şekilde şöhret olma ve onu koruma noktasında utanç verici mesaj ve yöntemlerden bile yararlanma dürtüsü, eski çağlarda da zaman zaman görülmekteydi. <em><b>“Negatif şöhret”</b></em> denilen bu olgu, bazen kamusal otorite ve halk tarafından bazen de bizzat <em><b>“ünlü” </b></em>tarafından sağlanırdı.</p>
<p>Suçluların meydanlarda yüzüne tükürülmek, dövülmek, parçalanmak, yakılmak gibi muamelelere maruz bırakılması <em><b>“negatif şöhret”</b></em> açısından yaygın bir gelenekti. Bazen de <em><b>“ünlü”</b></em> olana nefret öyle yaygın ve güçlü hale gelirdi ki, adı geçen kişi için<em><b> “tarihten silme”</b></em> uygulaması yapılır, kişi şehirden / ülkeden sürülür, nerede adı geçiyorsa bu kazınır, ailesinin de toplumda bilinen ismini değiştirmesi istenirdi.</p>
<p><em><b>“Sırf ünlü olmak için” </b></em>genel kabullere aykırı tavırlara örnek gösterilecek bir olayı ise Herostratos isimli bir antik Yunanlı gerçekleştirmişti. Herostratos, adı <em><b>“tarihe geçsin”</b></em> diye, putperest Yunanların en önemli tapınaklarından birisi olan İzmir Efes’teki Artemis Tapınağı’nı yakmıştı.</p>
<p><img decoding="async" src="https://ensonhavadis.com.tr/wp-content/uploads/2026/02/umit-yenisehirli-yazdi-eski-devir-fenomenleri-5-YIWEsl7A.jpg"/></p>
<p><a href="https://ensonhavadis.com.tr/umit-yenisehirli-yazdi-eski-devir-fenomenleri/">Ümit Yenişehirli yazdı: Eski devir fenomenleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://ensonhavadis.com.tr">EnSonHavadis</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ensonhavadis.com.tr/umit-yenisehirli-yazdi-eski-devir-fenomenleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ümit Yenişehirli yazdı: Asrın Felaketi&#8217;nin antik izleri</title>
		<link>https://ensonhavadis.com.tr/umit-yenisehirli-yazdi-asrin-felaketinin-antik-izleri/</link>
					<comments>https://ensonhavadis.com.tr/umit-yenisehirli-yazdi-asrin-felaketinin-antik-izleri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Feb 2026 02:52:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Antakya]]></category>
		<category><![CDATA[deprem]]></category>
		<category><![CDATA[Depremler]]></category>
		<category><![CDATA[Maraş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ensonhavadis.com.tr/?p=79152</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ümit Yenişehirli, Türkiye'nin geçmişte yaşadığı depremlerin izlerini taşıyan, eser, antik çağlardan günümüze kadar devam eden jeolojik hareketliliği detaylıca ele alan bir yazı kaleme aldı.</p>
<p><a href="https://ensonhavadis.com.tr/umit-yenisehirli-yazdi-asrin-felaketinin-antik-izleri/">Ümit Yenişehirli yazdı: Asrın Felaketi&#8217;nin antik izleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://ensonhavadis.com.tr">EnSonHavadis</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye, üç yıl önce yaşanan Asrın Felaketi’nin hüznüyle dopdolu. 6 Şubat Depremlerinde kaybettiğimiz canlarımızın acısı hala taze. Tam 11 ili etkisi altına alan 2023 yılındaki depremin büyüklüğü ve etkileri, bölgenin nasıl önemli bir <em><b>“sismik gerginlik”</b></em> miras ve riskini bünyesinde sakladığını da ortaya koyuyor.</p>
<p><strong>“MEDENİYET YIKAN” DEPREMLER</strong></p>
<p>Gerçekten de açık güncel kaynaklar ile tarihi şahitlikler, o bölgenin, sadece güncellenmiş felaket halleriyle değil, geçmişinin de ne kadar hareketli bir jeolojik gerçekliğe sahip olduğunu göstermekte. Bölge; bidayetten bu yana Doğu Anadolu Fay Hattı ve Ölü Deniz Fay Sistemi üzerinde yer aldığı için antik çağlarda da birçok felakete sahne olmuştu. Hatta, bu özelliğinden dolayı, literatürde yer alan, <em><b>“medeniyet yıkan depremler”</b></em> tabiri bu topraklar için de kullanılmıştı.</p>
<p><img decoding="async" src="https://ensonhavadis.com.tr/wp-content/uploads/2026/02/umit-yenisehirli-yazdi-asrin-felaketinin-antik-izleri-0-jsDvLsdF.jpg"/></p>
<p><strong>“BÜTÜN DÜNYA ANTAKYA’DAKİ TEK BİR EV GİBİYDİ VE O EV ÇÖKTÜ”</strong></p>
<p>Bölgedeki en eski ve trajik kayıtların ilki, ticaret ve yönetimin merkezi olan Antiokheia (Antakya) üzerinde yoğunlaşmıştı. MS 115 yılında meydana gelen Antakya depremi, bu önemli şehri, bir daha asla eski görkemine kavuşamayacak şekilde tahrip etmişti.</p>
<p>Roma İmparatoru Trajan’ın da şehirde olduğu sırada yaşanan depremde, o zamanki Antakya neredeyse tamamen yok olmuştu. İmparator, deprem sırasında bir pencereden atlayarak kurtulmuş, günlerce, hipodromda bir çadırda barınmak zorunda kalmıştı. İmparator kadar şanslı olmayan 200 bini aşkın insan ise hayatını kaybetmişti. Antik çağ tarihçisi Cassius Dio,  115 depremini, <em><b>“Bütün dünya tek bir evde toplanmış gibiydi ve o ev onların üzerine çöktü.” </b></em>sözleriyle anlatmıştı.</p>
<p><img decoding="async" src="https://ensonhavadis.com.tr/wp-content/uploads/2026/02/umit-yenisehirli-yazdi-asrin-felaketinin-antik-izleri-1-yEaFHwVm.jpg"/></p>
<p><strong>YARDIM VE TALANA GELENLER “YERİN DİBİNE BATAN MARAŞ”I BULAMAMIŞTI</strong></p>
<p>Maraş’ta 1114 yılında meydana gelen deprem ise hem kelimenin gerçek anlamıyla “yıkıcılığı” – kimi hesaplamalara göre 7 moment büyüklüğündeki deprem 9 şiddetinde hissedilmişti – hem de siyasi etkileriyle tarihe geçmişti. Maraş – Pazarcık &#8211; Türkoğlu segmentini tamamen kıran bu deprem, dönemin tarihçileri olan Urfalı Mateos ve Süryani Mihail tarafından, <em><b>“yok oluş”</b></em> şeklinde tarif edilmişti. Binalar, sarsıntılar sonucu yumuşak toprağa, yerin derinliklerine gömülmüştü. Öyle ki, çevre bölgelerden yardım ya da talana gelenler, &#8220;<em><b>şehrin nerede olduğunu bulamamışlardı.&#8221;</b></em></p>
<p><img decoding="async" src="https://ensonhavadis.com.tr/wp-content/uploads/2026/02/umit-yenisehirli-yazdi-asrin-felaketinin-antik-izleri-2-9J6vJXpD.jpg"/></p>
<p><strong>KÖY YUTAN YARIKLAR, GÖLE DÖNÜŞEN VADİLER</strong></p>
<p>Şehirde yaşayan yaklaşık 40 bin kişinin neredeyse tamamının öldüğü tahmin edilmekteydi. Maraş’ın tamamı ile kısmen Urfa ve Antakya, <b><em>“bir deniz gibi dalgalanmış”</em></b>, bölgenin tabiat şekli değişmişti. Bazı köyler, bir bütün halinde, açılan yarıklara<em><b> “düşerek” </b></em>kaybolmuştu. Depremin çok şiddetli kış aylarına denk gelmesi ise ilave trajedilere yol açmıştı. Ceyhan Nehri ve çevresindeki su yatakları yön değiştirmiş, karla karışık devasa heyelanlar vadileri kapatmıştı.</p>
<p>Deprem sonrası bölgeyi gezen Efesli Malalas’ın kaleme aldıkları da felaketin boyutunu gözler önüne sermekteydi:<em> </em>Bir dağın, vadinin önünü kapadığını gördük. Orada hemen bir göl oluşmuştu. Evlerinden çıkanlar, tanıdıkları yol ve tepelerin yok olduğunu görünce akıllarını yitirecek gibi olmuşlardı. Bir köyde insanlar bizlere gelip, yalvararak, ‘Dağlar üzerimize yıkıldı, bizi saklayın.’ diye bağırıyorlardı.</p>
<p><img decoding="async" src="https://ensonhavadis.com.tr/wp-content/uploads/2026/02/umit-yenisehirli-yazdi-asrin-felaketinin-antik-izleri-3-1kMTF5Hc.jpg"/></p>
<p><strong>SELÇUKLULARLA HAÇLILAR SAVAŞI BIRAKIP KURTARMA FAALİYETLERİNE KATILMIŞTI</strong></p>
<p>Bölgenin; Haçlı sürüleri, Urfa Kontluğu, Antakya Prensliği, Büyük Selçuklular, Anadolu Selçukluları ve Danişmendler arasında bölüşülmüş olması ise büyük afetin farklı farklı siyasi sonuçlarını gündeme getirmişti. Bu sonuçlardan birisi de savaş halinde olan Haçlılarla Selçukluların, cenaze definleri ile hayatta kalanlara yardım gerekliliğinden dolayı bir süre muharebelere ara verip, ortaklaşa kurtarma faaliyetlerine girişmeleriydi.</p>
<p><img decoding="async" src="https://ensonhavadis.com.tr/wp-content/uploads/2026/02/umit-yenisehirli-yazdi-asrin-felaketinin-antik-izleri-4-iqf3ShbV.jpg"/></p>
<p><strong>EVLİYA ÇELEBİ’NİN “DEPREM NOTLARI”</strong></p>
<p>Sonuçta, eski depremlerin üzerine ilave olarak; 1268 Kilikya, 1513 Maraş, Malatya, Adıyaman, 1544 Elbistan, 1795 Maraş, 1822 Gaziantep, Kilis, Antakya, Halep ve 1872 Amanos depremleriyle birlikte Asrın Depremi’nin de sınırlarını çizen bölge, belirli aralıklara biriken sismik enerjisini boşaltan bir <em><b>“deprem durağı” </b></em>olarak tarihteki yerini koruyor.</p>
<p><img decoding="async" src="https://ensonhavadis.com.tr/wp-content/uploads/2026/02/umit-yenisehirli-yazdi-asrin-felaketinin-antik-izleri-5-wx8INtXb.jpg"/></p>
<p><a href="https://ensonhavadis.com.tr/umit-yenisehirli-yazdi-asrin-felaketinin-antik-izleri/">Ümit Yenişehirli yazdı: Asrın Felaketi&#8217;nin antik izleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://ensonhavadis.com.tr">EnSonHavadis</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ensonhavadis.com.tr/umit-yenisehirli-yazdi-asrin-felaketinin-antik-izleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Van’da &#8216;120 Kahraman Çocuk&#8217; dualarla anıldı</title>
		<link>https://ensonhavadis.com.tr/vanda-120-kahraman-cocuk-dualarla-anildi/</link>
					<comments>https://ensonhavadis.com.tr/vanda-120-kahraman-cocuk-dualarla-anildi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Feb 2026 17:44:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ensonhavadis.com.tr/?p=73207</guid>

					<description><![CDATA[<p>Birinci Dünya Savaşı sırasında Hoy Cephesi’ne erzak ve cephane taşıdıktan sonra dönüş yolunda tipi nedeniyle şehit olan “120 Vanlı kahraman çocuk” için anma programı düzenlendi.</p>
<p><a href="https://ensonhavadis.com.tr/vanda-120-kahraman-cocuk-dualarla-anildi/">Van’da &#8216;120 Kahraman Çocuk&#8217; dualarla anıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://ensonhavadis.com.tr">EnSonHavadis</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Van İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından organize edilen anma programı kapsamında öğrenci ve öğretmenler, Kazım Karabekir Caddesi’nde bir araya geldi. Ellerinde Türk bayraklarıyla yürüyüş yapan grup, Kurtuluş Parkı’nda bulunan 120 Vanlı Kahraman Çocuklar Anıtı’na kadar ilerledi.</p>
<p><strong>ŞEHİTLER İÇİN SAYGI DURUŞU VE DUA</strong></p>
<p><img decoding="async" src="https://ensonhavadis.com.tr/wp-content/uploads/2026/02/vanda-120-kahraman-cocuk-dualarla-anildi-0-92KsnLTB.jpg"/></p>
<p><strong>&#8220;BU TOPRAKLAR BÜYÜK FEDAKARLIKLARLA VATAN OLDU&#8221;</strong></p>
<p>Törende konuşan İl Milli Eğitim Müdürü Bilal Yılmaz Çandıroğlu, vatanın büyük bedeller ödenerek kazanıldığını vurguladı. Çandıroğlu, Sarıkamış, Çanakkale ve Van’da verilen şehitleri hatırlatarak, <b><em>“Bu topraklar için canını feda edecek yiğitlerimiz geçmişte vardı, bugün de var, yarın da olacak”</em></b> ifadelerini kullandı.</p>
<p><img decoding="async" src="https://ensonhavadis.com.tr/wp-content/uploads/2026/02/vanda-120-kahraman-cocuk-dualarla-anildi-1-fR53ZpmI.jpg"/></p>
<p><strong>ANITA KARANFİLLER BIRAKILDI</strong></p>
<p>Anma programı; Van Valisi ve Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Ozan Balcı, İl Emniyet Müdürü Murat Mutlu, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Mücahit Avkıran ile öğretmen ve öğrencilerin anıta karanfil bırakmasının ardından sona erdi.</p>
<p><img decoding="async" src="https://ensonhavadis.com.tr/wp-content/uploads/2026/02/vanda-120-kahraman-cocuk-dualarla-anildi-2-NnhmlP3f.jpg"/></p>
<p><img decoding="async" src="https://ensonhavadis.com.tr/wp-content/uploads/2026/02/vanda-120-kahraman-cocuk-dualarla-anildi-3-NNrLnp7r.jpg"/></p>
<p><img decoding="async" src="https://ensonhavadis.com.tr/wp-content/uploads/2026/02/vanda-120-kahraman-cocuk-dualarla-anildi-4-8h5gGVTF.jpg"/></p>
<p><img decoding="async" src="https://ensonhavadis.com.tr/wp-content/uploads/2026/02/vanda-120-kahraman-cocuk-dualarla-anildi-5-OrCUsars.jpg"/></p>
<p><img decoding="async" src="https://ensonhavadis.com.tr/wp-content/uploads/2026/02/vanda-120-kahraman-cocuk-dualarla-anildi-6-PqA5XDpd.jpg"/></p>
<p><a href="https://ensonhavadis.com.tr/vanda-120-kahraman-cocuk-dualarla-anildi/">Van’da &#8216;120 Kahraman Çocuk&#8217; dualarla anıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://ensonhavadis.com.tr">EnSonHavadis</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ensonhavadis.com.tr/vanda-120-kahraman-cocuk-dualarla-anildi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türk-Yunan nüfus mübadelesinin 103. yılı</title>
		<link>https://ensonhavadis.com.tr/turk-yunan-nufus-mubadelesinin-103-yili/</link>
					<comments>https://ensonhavadis.com.tr/turk-yunan-nufus-mubadelesinin-103-yili/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 08 Feb 2026 16:48:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Göç]]></category>
		<category><![CDATA[Mübadele]]></category>
		<category><![CDATA[Rum]]></category>
		<category><![CDATA[Türk]]></category>
		<category><![CDATA[Yunanistan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ensonhavadis.com.tr/?p=68011</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye ile Yunanistan arasında 30 Ocak 1923’te imzalanan nüfus mübadelesi anlaşması kapsamında, deniz yoluyla 7’nci mıntıkaya getirilen 27 bin 687 Müslüman mübadilin, ardında evlerini, mezarlarını ve hatıralarını bırakarak Anadolu’da yeniden hayat kurmasının üzerinden 103 yıl geçti.</p>
<p><a href="https://ensonhavadis.com.tr/turk-yunan-nufus-mubadelesinin-103-yili/">Türk-Yunan nüfus mübadelesinin 103. yılı</a> yazısı ilk önce <a href="https://ensonhavadis.com.tr">EnSonHavadis</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Lozan Mübadele Antlaşması’nın üzerinden 103 yıl geçerken, zorunlu göçe tabi tutulan yüz binlerce insanın yaşadığı acılar, mübadillerin çocukları ve torunlarının hafızasında yaşamaya devam ediyor.</p>
<p>Türkiye ile Yunanistan arasında 30 Ocak 1923’te imzalanan Lozan Mübadele Antlaşması kapsamında, Yunanistan’daki Müslüman nüfus ile Türkiye’de yaşayan Hristiyanlar yer değiştirmeye zorlandı. Tarihe <b><em>“zorunlu nüfus mübadelesi”</em></b> olarak geçen bu süreç, yalnızca sınırları değil, hayatları da kökten değiştirdi.</p>
<p><strong>ZORUNLU GÖÇÜN ARKA PLANI</strong></p>
<p>Lozan Mübadilleri Vakfı Genel Sekreteri Esat Halil Ergelen, mübadele sürecinin Osmanlı İmparatorluğu’nun dağılması ve Milli Mücadele’nin ardından şekillendiğini belirtti.</p>
<p>Ergelen, Yunanistan’ın Anadolu’yu işgali ve Türk ordusunun 30 Ağustos 1922’de kazandığı zafer sonrası, yaklaşık 1 milyon Rum’un Yunan ordusuyla birlikte Anadolu’yu terk ettiğini ifade etti.</p>
<p>Bu kitlesel göçün, nüfusu yaklaşık 5 milyon olan Yunanistan’da ciddi güvenlik ve barınma sorunlarına yol açtığını dile getiren Ergelen, çözümün Kuzey Yunanistan’daki Türk nüfusun yaşadığı bölgelere Rum göçmenlerin yerleştirilmesiyle arandığını söyledi.</p>
<p><img decoding="async" src="https://ensonhavadis.com.tr/wp-content/uploads/2026/02/turk-yunan-nufus-mubadelesinin-103-yili-0-4PwucRwv.jpg"/></p>
<p><strong>“ULUSLARARASI ANLAŞMAYLA İNSAN TAKASI”</strong></p>
<p>Lozan görüşmelerinde en hızlı uzlaşılan başlıklardan birinin mübadele olduğunu vurgulayan Ergelen, “<b><em>Mübadele kelimesi emtia takası için kullanılır. Tarihte belki de ilk kez, uluslararası bir anlaşmayla insan değişimi yapıldı.”</em></b> dedi.</p>
<p>Bu süreçte yaklaşık 1,5 milyon Rum’un Türkiye’den Yunanistan’a, 500 bine yakın Müslüman Türk’ün ise Yunanistan’dan Anadolu’ya göç ettiğini belirten Ergelen, özellikle Kapadokya’dan giden ana dili Türkçe olan Karamanlı Rumların yürüyerek limanlara ulaştığını ve buradan gemilerle Yunanistan’a gönderildiğini anlattı.</p>
<p><strong>MÜBADİLLER ANADOLU’NUN DÖRT BİR YANINA YERLEŞTİRİLDİ</strong></p>
<p>Müslüman Türklerin Anadolu’ya deniz ve demir yoluyla geldiğini aktaran Ergelen, mübadillerin Rum ve Ermenilerden boşalan bölgelere iskan edildiğini söyledi.</p>
<p>Ege, Karadeniz ve Akdeniz kıyıları boyunca birçok yerleşim yerinin mübadillerle şekillendiğini ifade eden Ergelen, tütüncülük, tarım ve ticaretle uğraşan ailelerin bölgesel özelliklere göre yerleştirildiğini belirtti.</p>
<p><img decoding="async" src="https://ensonhavadis.com.tr/wp-content/uploads/2026/02/turk-yunan-nufus-mubadelesinin-103-yili-1-zpLkZw7P.jpg"/></p>
<p><strong>ACILAR KUŞAKTAN KUŞAĞA AKTARILDI</strong></p>
<p>Kendisinin de üçüncü kuşak mübadil torunu olduğunu dile getiren Ergelen, dedelerinin ve ninelerinin vatan hasretiyle yaşadığını söyledi. Mübadeleyle yaşanan dramın yalnızca rakamlardan ibaret olmadığını vurgulayan Ergelen, <b><em>“Bu acılar bugün hâlâ çocukların ve torunların hafızasında yaşıyor.”</em></b> dedi.</p>
<p><strong>ATALARININ İZİNİ SÜREN MÜBADİLLER</strong></p>
<p>Lozan Mübadilleri Vakfı olarak mübadillerin köklerine ulaşması için çalışmalar yürüttüklerini aktaran Ergelen, 2000 yılında <b><em>“Merhaba Doğduğum Toprak” </em></b>adıyla Yunanistan’a geziler düzenlediklerini söyledi.</p>
<p>Yapılan arşiv çalışmaları ve saha araştırmaları sonucunda, mübadillerin atalarının yaşadığı köyleri bulmalarının mümkün hale geldiğini ifade etti.</p>
<p><a href="https://ensonhavadis.com.tr/turk-yunan-nufus-mubadelesinin-103-yili/">Türk-Yunan nüfus mübadelesinin 103. yılı</a> yazısı ilk önce <a href="https://ensonhavadis.com.tr">EnSonHavadis</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ensonhavadis.com.tr/turk-yunan-nufus-mubadelesinin-103-yili/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Anadolu’nun Kuzey Işıkları tarihi kitapla gün yüzüne çıktı</title>
		<link>https://ensonhavadis.com.tr/anadolunun-kuzey-isiklari-tarihi-kitapla-gun-yuzune-cikti/</link>
					<comments>https://ensonhavadis.com.tr/anadolunun-kuzey-isiklari-tarihi-kitapla-gun-yuzune-cikti/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 07 Feb 2026 20:44:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Dönemin]]></category>
		<category><![CDATA[Kayıtlar]]></category>
		<category><![CDATA[Maden]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ensonhavadis.com.tr/?p=66813</guid>

					<description><![CDATA[<p>Prof. Dr. Nafiz Maden, Anadolu’da milattan sonra 333 yılından günümüze kadar yazılı belgelere yansıyan kuzey ışığı gözlemlerini 10 yıllık çalışmayla kitaplaştırdı.</p>
<p><a href="https://ensonhavadis.com.tr/anadolunun-kuzey-isiklari-tarihi-kitapla-gun-yuzune-cikti/">Anadolu’nun Kuzey Işıkları tarihi kitapla gün yüzüne çıktı</a> yazısı ilk önce <a href="https://ensonhavadis.com.tr">EnSonHavadis</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gümüşhane Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nafiz Maden, Anadolu’da gözlemlenen kuzey ışıklarını konu alan “Anadolu’da Kuzey Işıklarının Dansı” adlı kitabını uzun soluklu bir araştırmanın ardından tamamladı. 2016 yılında başlatılan çalışmalar kapsamında, Türkiye’ye özgü tarihsel gözlemler ilk kez sistematik biçimde bir araya getirildi.</p>
<p><strong>KAYITLAR MİLATTAN SONRA 333 YILINA UZANDI</strong></p>
<p>Prof. Dr. Maden, kuzey ışıklarına ilişkin en eski kayıtların milattan sonra 333 yılına kadar uzandığını belirterek, Doğu Roma ve Bizans dönemine ait kroniklerin bu doğa olayına önemli yer ayırdığını söyledi. İstanbul başta olmak üzere Urfa ve Adana gibi kentlerde ilk ve orta çağda, Gümüşhane’de ise özellikle Cumhuriyet döneminde kuzey ışıklarının gözlemlendiğine dair çok sayıda belgeye ulaşıldığını aktardı.</p>
<p><img decoding="async" src="https://ensonhavadis.com.tr/wp-content/uploads/2026/02/anadolunun-kuzey-isiklari-tarihi-kitapla-gun-yuzune-cikti-0-T41eFfnh.jpg"/></p>
<p><strong>KUZEY IŞIKLARI, FELAKETLERİN HABERCİSİ SAYILMIŞ</strong></p>
<p>Tarihsel kayıtlarda kuzey ışıklarının çoğu zaman savaş, kıyamet ve büyük felaketlerle ilişkilendirildiğine dikkat çeken Maden, bu durumun dönemin inanç dünyasını yansıttığını ifade etti. Bizanslı tarihçi Kritovulos’un eserlerinde de bu doğa olayına dair dikkat çekici anlatımlar bulunduğunu belirten Maden, Fatih Sultan Mehmet’in doğumu ve tahta çıkışı döneminde fecr-i şimali görüldüğüne dair kayıtların yer aldığını aktardı.</p>
<p><img decoding="async" src="https://ensonhavadis.com.tr/wp-content/uploads/2026/02/anadolunun-kuzey-isiklari-tarihi-kitapla-gun-yuzune-cikti-1-ixCBXTRv.jpg"/></p>
<p><strong>CUMHURİYET ARŞİVLERİNDE ÇARPICI BELGELER</strong></p>
<p>Cumhuriyet dönemine ait verilerin büyük bölümünün Kandilli Rasathanesi arşivlerinde yer aldığını söyleyen Prof. Dr. Maden, özellikle 1938 ve 1940 yıllarındaki gözlemlerin dikkat çekici olduğunu belirtti. 1940 yılında yaşanan yoğun güneş fırtınası nedeniyle Türkiye’nin birçok il ve ilçesinde kuzey ışıklarının görüldüğünü ifade eden Maden, bu duruma ilişkin resmi yazışmalara ulaşıldığını kaydetti.</p>
<p><img decoding="async" src="https://ensonhavadis.com.tr/wp-content/uploads/2026/02/anadolunun-kuzey-isiklari-tarihi-kitapla-gun-yuzune-cikti-2-X8HhKggi.jpg"/></p>
<p><strong>ASKERLER YANGIN SANDI, TELEFON HATLARI SUSTURULDU</strong></p>
<p>1940 yılında Gümüşhane ve çevresinde gözlemlenen olayın etkisinin oldukça güçlü olduğunu vurgulayan Maden, Zigana Karakolu’nda görevli askerlerin gökyüzündeki kızıllığı yangın sanarak çevre ilçeleri aradığını anlattı. Aynı dönemde Maçka’da telefon santrallerinin geçici olarak devre dışı kaldığına dair kayıtların da bulunduğunu belirten Maden, bu verilerin güçlü bir güneş fırtınasına işaret ettiğini söyledi.</p>
<p><strong>TÜRKİYE&#8217;YE ÖZGÜ İLK KAPSAMLI ÇALIŞMA</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nafiz Maden’in kitabı, Anadolu’da kuzey ışıklarının tarihsel seyrini bilimsel ve arşiv temelli verilerle ortaya koyarak, Türkiye’de bu alanda hazırlanan ilk kapsamlı kaynak olarak öne çıkıyor.</p>
<p><img decoding="async" src="https://ensonhavadis.com.tr/wp-content/uploads/2026/02/anadolunun-kuzey-isiklari-tarihi-kitapla-gun-yuzune-cikti-3-sc3aSvMn.jpg"/></p>
<p><a href="https://ensonhavadis.com.tr/anadolunun-kuzey-isiklari-tarihi-kitapla-gun-yuzune-cikti/">Anadolu’nun Kuzey Işıkları tarihi kitapla gün yüzüne çıktı</a> yazısı ilk önce <a href="https://ensonhavadis.com.tr">EnSonHavadis</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ensonhavadis.com.tr/anadolunun-kuzey-isiklari-tarihi-kitapla-gun-yuzune-cikti/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Endonezya’da 67 bin yıllık el izi keşfi: Tarihin en eski kaya sanatı olabilir</title>
		<link>https://ensonhavadis.com.tr/endonezyada-67-bin-yillik-el-izi-kesfi-tarihin-en-eski-kaya-sanati-olabilir/</link>
					<comments>https://ensonhavadis.com.tr/endonezyada-67-bin-yillik-el-izi-kesfi-tarihin-en-eski-kaya-sanati-olabilir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 Jan 2026 03:56:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ensonhavadis.com.tr/?p=54241</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sulawesi Adası’ndaki mağarada bulunan el silueti, insanlığın sembolik düşünceye geçişine ışık tutuyor.</p>
<p><a href="https://ensonhavadis.com.tr/endonezyada-67-bin-yillik-el-izi-kesfi-tarihin-en-eski-kaya-sanati-olabilir/">Endonezya’da 67 bin yıllık el izi keşfi: Tarihin en eski kaya sanatı olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://ensonhavadis.com.tr">EnSonHavadis</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Endonezyalı bilim insanlarının, Avustralyalı ve farklı ülkelerden araştırmacılarla yürüttüğü ortak arkeolojik çalışmalarda, Sulawesi’deki bir kireçtaşı mağarasında dikkat çekici bir bulguya ulaşıldı. Mağara duvarında, şablon (stencil) tekniğiyle oluşturulmuş bir el kalıbı tespit edildi.</p>
<p><strong>AŞIBOYASIYLA YAPILMIŞ, BİNLERCE YIL SAKLI KALMIŞ</strong></p>
<p>Araştırmacılar, el siluetinin kırmızı tonlu pigment veren aşıboyası kullanılarak yapıldığını belirledi. El izinin, daha sonraki dönemlerde çizilen hayvan figürleri ve diğer kaya resimlerinin altında kalması nedeniyle bugüne kadar fark edilmediği ifade edildi.</p>
<p><img decoding="async" src="https://ensonhavadis.com.tr/wp-content/uploads/2026/01/endonezyada-67-bin-yillik-el-izi-kesfi-tarihin-en-eski-kaya-sanati-olabilir-0-PN4XGrN7.jpg"/></p>
<p><strong>67 BİN 800 YILLIK GEÇMİŞE IŞIK TUTUYOR</strong></p>
<p>Bilimsel analizler sonucunda, el kalıbının en az 67 bin 800 yıl öncesine ait olduğu değerlendirildi. Bu bulgu, söz konusu çalışmayı şimdiye dek bilinen en eski kaya sanatı örneklerinden biri, hatta en eskisi konumuna taşıyabilecek nitelikte görülüyor.</p>
<p><strong>İLK İNSAN TOPLULUKLARININ İZLERİ</strong></p>
<p>Zamanla silikleşen el izinin, yerli Avustralyalıların ataları olduğu düşünülen erken insan toplulukları tarafından mağara duvarına işlendiği tahmin ediliyor. Uzmanlar, bu tür kaya sanatlarının insanlığın soyut ve sembolik düşünme yetisini geliştirmeye başladığı döneme dair önemli ipuçları sunduğunu vurguluyor.</p>
<p><img decoding="async" src="https://ensonhavadis.com.tr/wp-content/uploads/2026/01/endonezyada-67-bin-yillik-el-izi-kesfi-tarihin-en-eski-kaya-sanati-olabilir-1-7JUbDaOF.jpg"/></p>
<p><strong>BİLİM DÜNYASINDA YANKI UYANDIRDI</strong></p>
<p>Keşfe ilişkin bulgular, uluslararası saygın bilim dergilerinden Nature’da yayımlandı. Araştırmacılar, çalışmanın insanlık tarihinin kültürel ve zihinsel evrimini anlamada kritik bir dönüm noktası olduğunu ifade ediyor.</p>
<p><img decoding="async" src="https://ensonhavadis.com.tr/wp-content/uploads/2026/01/endonezyada-67-bin-yillik-el-izi-kesfi-tarihin-en-eski-kaya-sanati-olabilir-2-aa8zN1LR.jpg"/></p>
<p><a href="https://ensonhavadis.com.tr/endonezyada-67-bin-yillik-el-izi-kesfi-tarihin-en-eski-kaya-sanati-olabilir/">Endonezya’da 67 bin yıllık el izi keşfi: Tarihin en eski kaya sanatı olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://ensonhavadis.com.tr">EnSonHavadis</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ensonhavadis.com.tr/endonezyada-67-bin-yillik-el-izi-kesfi-tarihin-en-eski-kaya-sanati-olabilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ankara Adliyesi’nde 1926 tarihli adli emanet defteri gün yüzüne çıktı</title>
		<link>https://ensonhavadis.com.tr/ankara-adliyesinde-1926-tarihli-adli-emanet-defteri-gun-yuzune-cikti/</link>
					<comments>https://ensonhavadis.com.tr/ankara-adliyesinde-1926-tarihli-adli-emanet-defteri-gun-yuzune-cikti/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 Jan 2026 21:16:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Adli]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Defteri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ensonhavadis.com.tr/?p=52464</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ankara Adliyesi’nin adli emanet deposunda yürütülen tasfiye çalışmaları sırasında bulunan ve 1926 yılına ait olduğu belirlenen tarihi adli emanet defteri, kültür varlığı statüsünde koruma altına alındı.</p>
<p><a href="https://ensonhavadis.com.tr/ankara-adliyesinde-1926-tarihli-adli-emanet-defteri-gun-yuzune-cikti/">Ankara Adliyesi’nde 1926 tarihli adli emanet defteri gün yüzüne çıktı</a> yazısı ilk önce <a href="https://ensonhavadis.com.tr">EnSonHavadis</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ankara Adliyesi adli emanet deposunda gerçekleştirilen tasfiye işlemleri sırasında dikkat çeken bir kayıt defteri tespit edildi. Uzman incelemeleri sonucunda, defterin 1926 yılına ait olduğu ve erken Cumhuriyet dönemine ilişkin adli kayıtlar içerdiği belirlendi.</p>
<p><strong>OSMANLICA VE LATİN HARFLERİ BİR ARADA</strong></p>
<p><em><b>“Emanet Memurluğu Eşya-yı Cürmiye Defteri” </b></em>başlığını taşıyan kayıt defterinin, Osmanlıca ile Latin alfabesinin birlikte kullanıldığı nadir örneklerden biri olduğu kaydedildi. Defterin, dönemin adli emanet uygulamalarına ışık tuttuğu ve kurumsal hafıza açısından önemli bir belge niteliği taşıdığı ifade edildi.</p>
<p><img decoding="async" src="https://ensonhavadis.com.tr/wp-content/uploads/2026/01/ankara-adliyesinde-1926-tarihli-adli-emanet-defteri-gun-yuzune-cikti-0-XPXmshbV.jpg"/></p>
<p><strong>TARİHİ ESER NİTELİĞİ TAŞIYOR</strong></p>
<p>Adalet Bakanlığı’nın başvurusu üzerine Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından hazırlanan ön raporda, söz konusu defterin, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu kapsamında korunması gereken taşınır kültür varlığı olduğu belirtildi. Raporda, defterin tescile tabi olduğu ve ilgili mevzuat gereği yurt dışına çıkarılamayacağı da vurgulandı.</p>
<p><img decoding="async" src="https://ensonhavadis.com.tr/wp-content/uploads/2026/01/ankara-adliyesinde-1926-tarihli-adli-emanet-defteri-gun-yuzune-cikti-1-IwRlZ4Zp.jpg"/></p>
<p><strong>ASLINA UYGUN ŞEKİLDE RESTORE EDİLECEK</strong></p>
<p>Ankara Müdde-i Umumiliği (Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı) adına üretilen defterin, kağıt restoratörleri tarafından aslına uygun şekilde restore edileceği bildirildi. Defterin korunarak gelecek nesillere aktarılması ve tarihsel bir belge olarak muhafaza edilmesi hedefleniyor.</p>
<p><img decoding="async" src="https://ensonhavadis.com.tr/wp-content/uploads/2026/01/ankara-adliyesinde-1926-tarihli-adli-emanet-defteri-gun-yuzune-cikti-2-YxEY9XBk.jpg"/></p>
<p><strong>&#8220;GELECEK NESİLLER İÇİN MUHAFAZA ALTINA ALDIK&#8221;</strong></p>
<p>Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Adli Emanet Büro Müdürü Mehmet Semih Demir, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, şu ifadelere yer verdi:</p>
<p>Adalet Bakanlığı ve Ankara Adliyesi olarak bu defterin korunması ve gelecek nesillere aktarılması için gerekli çalışmaları başlattık. Kültür ve Turizm Bakanlığı başta olmak üzere ilgili kurumlarla iş birliğimiz sürüyor.</p>
<p><img decoding="async" src="https://ensonhavadis.com.tr/wp-content/uploads/2026/01/ankara-adliyesinde-1926-tarihli-adli-emanet-defteri-gun-yuzune-cikti-3-TiRkRZ8T.jpg"/></p>
<p><img decoding="async" src="https://ensonhavadis.com.tr/wp-content/uploads/2026/01/ankara-adliyesinde-1926-tarihli-adli-emanet-defteri-gun-yuzune-cikti-4-EaITAH3F.jpg"/></p>
<p><a href="https://ensonhavadis.com.tr/ankara-adliyesinde-1926-tarihli-adli-emanet-defteri-gun-yuzune-cikti/">Ankara Adliyesi’nde 1926 tarihli adli emanet defteri gün yüzüne çıktı</a> yazısı ilk önce <a href="https://ensonhavadis.com.tr">EnSonHavadis</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ensonhavadis.com.tr/ankara-adliyesinde-1926-tarihli-adli-emanet-defteri-gun-yuzune-cikti/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Danimarka da Grönland’ı zorbalıkla almıştı</title>
		<link>https://ensonhavadis.com.tr/danimarka-da-gronlandi-zorbalikla-almisti/</link>
					<comments>https://ensonhavadis.com.tr/danimarka-da-gronlandi-zorbalikla-almisti/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 24 Jan 2026 23:56:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Ada]]></category>
		<category><![CDATA[Danimarka]]></category>
		<category><![CDATA[Erik]]></category>
		<category><![CDATA[Grönland]]></category>
		<category><![CDATA[Viking]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ensonhavadis.com.tr/?p=48328</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ümit Yenişehirli, ABD Başkanı Donald Trump'ın hak iddia ettiği, Danimarka'ya ait olan Grönland adasının geçmişine değindi.</p>
<p><a href="https://ensonhavadis.com.tr/danimarka-da-gronlandi-zorbalikla-almisti/">Danimarka da Grönland’ı zorbalıkla almıştı</a> yazısı ilk önce <a href="https://ensonhavadis.com.tr">EnSonHavadis</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>ABD’nin Danimarka üzerinde hak iddia etmesi tartışılmaya devam ediyor. ABD Başkanı Donald Trump üst, Danimarka yetkilileri ise pes perdeden krize ilişkin birçok şey söylüyorlar. Danimarka, köhne Avrupa’nın yetersiz desteğiyle eser miktar “kahramanca savunma”yı, çokça da “mazlum”u oynuyor.</p>
<p><strong>ZORBA VİKİNGLERİN ZORBA TORUNLARI</strong></p>
<p>Tarihin bir cilvesi; bugün ABD’nin zorbaca tutumunu geriletmeye çalışan Danimarka Krallığı, mazisinde gerek uzak ataları Vikingler, gerekse de nispeten yakın tarihteki selefleri eliyle <em><b>“Grönland’a çöken”</b></em> bir ülke. Sık sık, ısrarla &#8211; Mesela, bu ülkedeki intihar oranları oldukça yüksek &#8211;  <em><b>“dünyanın en huzurlu, insancıl ve müreffeh”</b></em> ülkeleri arasında lanse edilen Danimarka, hemen her zaman, başkalarının huzuru için pek de ince düşünen insanların yaşadığı bir coğrafya değildi.</p>
<p><img decoding="async" src="https://ensonhavadis.com.tr/wp-content/uploads/2026/01/danimarka-da-gronlandi-zorbalikla-almisti-0-Bw7VrSr4.jpg"/></p>
<p>Britannica Ansiklopedisi için Rasmus Ole Rasmussen tarafından kaleme alınan Grönland Tarihi Maddesi’ndeki bilgilere göre, bugün Danimarka, İsveç, Norveç ve İzlanda ile Kuzey Ülkeleri olarak anılan bölge, bir başka deyişle Viking ya da İskandinav bölgesi, asırlarca etrafına acımasızca saldıran pagan Vikinglerin vatanıydı. Orta çağ sonrası Danimarka sömürge yasalarının maddeleri arasında yer alan, <b><em>“köleleri diri diri yakma, uzuv kesme”</em></b> gibi maddeleri coşkuyla uygulayanlar da yine Vikinglerin torunlarıydı.</p>
<p>Vikingler, o meşhur ince, uzun teknelerine atlayıp, bugünkü Grönland’da asırlardır yaşayan İnuitleri bölgeden kovmuş, kalmakta ısrar edenleri de yine o meşhur baltalarıyla kıyıma uğratmışlardı. Günümüz Eskimolarının ataları olan İnuitler, ağırlıklı olarak balıkçılıkla geçinen kendi halinde, barışçıl bir milletti. İzleri, MÖ 2500’lere kadar takip edilebilen Grönland yerlileri, Avrupalı vahşilerin acımasız saldırılarına maruz kalmışlardı.</p>
<p><img decoding="async" src="https://ensonhavadis.com.tr/wp-content/uploads/2026/01/danimarka-da-gronlandi-zorbalikla-almisti-1-iGxOu1Yg.jpg"/></p>
<p><strong>BABASI DA KENDİSİ DE KATİL OLAN KIZIL ERİK GRÖNLAND’I GASP ETMİŞTİ</strong></p>
<p>Serkeş bir aileye mensup olan Eric Thorvaldsson, ailesinden aldığı “terbiye” ile babasının bir kopyası olmuştu. Sakallarının rengi ve öfkeli hallerinden dolayı “kızıl” lakabıyla anılan Erik, babasının bir komşusunu öldürmesi nedeniyle Norveç’ten İzlanda’ya sürülen bir ailede büyümüştü. Küçük Erik, gençliğe adım atarken kavgacı tutumuyla herkesi yıldırmış, sonunda yine komşularından “birkaç kişiyi” öldürünce hakkında sürgün cezası verilmişti.</p>
<p>İzlanda’yı MS 952 yılında terk eden Kızıl Erik, rastgele dolaşırken, Grönland’a gelmişti. Bu arada etrafına kendi gibi sürgün ya da kanun kaçkınlarını toplayan Erik Thorvaldsson, cezası bitip İzlanda’ya döndüğünde ise cani olmasının yanı sıra esaslı bir sahtekâr olduğunu da ortaya koyacaktı. Zira Grönland’a bolca yerleşimci çekebilmek için,  <em><b>“Herkesi Green Land’a (Yeşil Ülke) bekliyorum.” </b></em>diye kampanya başlatmıştı. Erik, her tarafı buzlarla kaplı bir toprak parçasını “yemyeşil” diye pazarlıyordu. Kızıl Eric’in düşüncesi, yanına topladığı çapulcularla bölgenin yerlisi İnuitleri kolayca kovup, topraklara el koymaktı. Erik’in oğlu Leif Erikson da tıpkı babası gibi buradaki Viking / Danimarkalı nüfusunu arttırmıştı. Erikson, bir başka Avrupalı zorba olan Kristof Kolomp’tan yaklaşık 500 yıl önce kuzey Amerika bölgesinden kıtayı yağmalamaya başlamıştı.</p>
<p><img decoding="async" src="https://ensonhavadis.com.tr/wp-content/uploads/2026/01/danimarka-da-gronlandi-zorbalikla-almisti-2-4bO2Qy2E.jpg"/></p>
<p><strong>VİKİNGLER NASIL BUHARLAŞTI?</strong></p>
<p>Grönland adasını saldırganlıkla ele geçiren Vikingler, burada yaklaşık 500 yıl yaşamışlar, kasabalar, kiliseler kurmuşlardı. Ancak 15. yüzyıla gelindiğinde, tuhaf bir biçimde buradaki topluluk ortadan kaybolacaktı. Bu kayboluşla ilgili birçok tez ileri sürülmüştü. Bunlar arasında, Grönland’daki topluluğun <b><em>“Küçük Buzul Çağı”</em></p>
<p>Bu noktada, Danimarkalıların, adanın asıl sahipleri olan İnuitlere yönelik ötekileştirici ve aşağılayıcı tutumlarının da etkisi söz konusuydu. Yerliler, Grönland şartlarına uygun avcılık ve balıkçılıkla katma değer üretebilirken, Vikingler ise Avrupa’daki gibi tarım faaliyetlerine devam etmek istemişlerdi. Bu irrasyonel ısrarla da işler giderek bozulduğunda, <b><em>“Avrupalı kibriyle”</em></b> İnuitlerden yardım istemeyi de gururlarına yediremeyen Danimarkalılar, böylece, zorla ele geçirdikleri topraklardan açlık, perişanlık içinde ayrılmak zorunda kalmışlardı. İnuitler, istilacıların geride bıraktığı sağlam binalarda uzun yıllar yaşayacaklardı.</p>
<p><img decoding="async" src="https://ensonhavadis.com.tr/wp-content/uploads/2026/01/danimarka-da-gronlandi-zorbalikla-almisti-3-NHbnXYP1.jpg"/></p>
<p><strong>İNUİTLER 1700’LERDE DE HIRİSTİYAN MİSYONERLERİN HEDEFİ OLDU</strong></p>
<p>Aradan asırlar geçtikten sonra Danimarka, tekrar atalarının izinden gitmeye karar vermişti. Misyoner Hans Egede, 1721 yılında, Danimarka devletinin desteğiyle adaya giderek, az sayıdaki Viking’i putperest inancından kurtarmak amacıyla çalışmalara başlamıştı. Adada Viking kalıntısı birkaç kişi bulabilen Protestan papaz, bunun üzerine, yerli halkı Hıristiyan yapma gayretine kapılmıştı. Danimarka Krallığı’nın askeri desteğini de alan papaz Egede ve adamları, yerlilerin inançlarını terk etmeleri için bölgede yoğun bir baskı ve zulüm politikası uygulamıştı.</p>
<p><img decoding="async" src="https://ensonhavadis.com.tr/wp-content/uploads/2026/01/danimarka-da-gronlandi-zorbalikla-almisti-4-nJHLXtfM.jpg"/></p>
<p><strong>YERLİ ÇOCUKLARI “KÜÇÜK DANİMARKALI” GİBİ YETİŞTİRME DENEYİ</strong></p>
<p>Danimarka, sömürgeci tutumunu modern zamanlarda da sürdürmüştü. Danimarka hükümeti tarafından 1950’lerde Grönland’a uygulanan bir “sosyal deney” tam bir fiyaskoyla sonuçlanmıştı. Danimarkalı bilim insanları, “İnuitleri medenileştirmek” adı altında, 22 İnuit çocuğu ailelerinden zorla kopartıp, Danimarka’ya getirmişlerdi. Plana göre, “Küçük Danimarkalılar” olarak yetiştirilecek bu çocuklar, ileride adayı modernleştirecek “elit” yönetici kesimin ilk çekirdeğini oluşturacaktı. Ne var ki, çocuklar dillerini unutacak, kimliklerini kaybedecek ve büyük bir bölümü travmatik bir hayat yaşayacaktı. Danimarka, bu olay için 2020 yılında resmen özür dilemek zorunda kalmıştı.</p>
<p>Öte yandan, Grönland’da asırlarca süren fiziki, kültürel ve inançsal asimilasyonun neticesi ise ibretlik. Bugün, dünyada intihar ortalaması 100 bin kişide 9 iken, bu talihsiz adada ise 100 bin kişide 80. Bu ortalama, Danimarka’nın İnuitlere miras bıraktığı travmalara dair bir fikir vermekte.</p>
<p><img decoding="async" src="https://ensonhavadis.com.tr/wp-content/uploads/2026/01/danimarka-da-gronlandi-zorbalikla-almisti-5-TagOZD4B.jpg"/></p>
<p><strong>YIL 1953: DANİMARKALILAR YERLİLERE “TOPRAKLARIMIZDAN” GİDİN DİYOR</strong></p>
<p>Eski Vikinglerin torunları, modern zamanların Danimarkalı yetkilileri, pişkinlik konusunda diğer birçok Batılı yetkili kadar da kabiliyetliydi. ABD, 1950’li yıllarda Grönland’da bir üs kurmak istediğinde, Danimarkalılar – bugünleri düşününce celladına gülümseyen bir ruh haliyle &#8211; ABD’ye toprak satmış,  yüzyıllardır bu toprakların sahibi olan İnuitleri ise <em><b>“Topraklarımızı terk edin.”</b></em> ültimatomuyla sadece birkaç gün içinde bölgeden kovup, yaşam şartlarının çok zor olduğu kuzey bölgelerine sürmüşlerdi. Yerlilerden gasp edilen bu bölgeye de ABD’nin Thule Hava Üssü kurulmuştu.</p>
<p><img decoding="async" src="https://ensonhavadis.com.tr/wp-content/uploads/2026/01/danimarka-da-gronlandi-zorbalikla-almisti-6-vTF8tvtd.jpg"/></p>
<p><strong>BİR HALK OYLAMASI YAPILSA GRÖNLAND DANİMARKA’NIN ELİNDEN UÇUP GİDER</strong></p>
<p>Bugün gelinen noktada, Danimarka’nın eski günahlarıyla yüzleşmesi kaçınılmaz görünüyor. ABD’nin adaya zorbalıkla yaklaşması, Vikingler ve onları ardılı Danimarkalıların zorbalıklarını unutturacak değil. Yaklaşık 56 bin olan ada nüfusunda, bütün baskılara rağmen buralarda kalmayı sürdüren İnuitlerin torunları yüzde 89’luk ezici bir üstünlüğe sahip. Adanın asıl sahiplerinin, muhtemel bir halkoylamasında, Grönland’ın Danimarka’dan ayrılması kararına <b><em>“evet”</em></b> diyeceklerine kesin gözüyle bakılıyor. Bu arada, 2009 yılından bu yana Grönlandların böyle bir oylama yapma hakkı zaten bulunuyor.</p>
<p>Son tahlilde; altın, petrol, doğalgaz, uranyum ve diğer nadir toprak elementleri bakımından büyük rezervlere sahip bulunan Grönland, çok uzak olmayan bir gelecekte Danimarka’ya veda edecek gibi görünüyor. Danimarka da böyle bir kararın alınması durumunda, Kuzey Kutbu çevresindeki ülkelerin oluşturduğu Arktik Konseyi’nin önemli bir üyesi olma vasfını kaybedip, <b><em>“küçük bir Avrupa ülkesi”</em></b> statüsüne düşecek.</p>
<p><img decoding="async" src="https://ensonhavadis.com.tr/wp-content/uploads/2026/01/danimarka-da-gronlandi-zorbalikla-almisti-7-4uJBkFiO.jpg"/></p>
<p><a href="https://ensonhavadis.com.tr/danimarka-da-gronlandi-zorbalikla-almisti/">Danimarka da Grönland’ı zorbalıkla almıştı</a> yazısı ilk önce <a href="https://ensonhavadis.com.tr">EnSonHavadis</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ensonhavadis.com.tr/danimarka-da-gronlandi-zorbalikla-almisti/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kore cephesinden Erzurum’a uzanan hatıralar</title>
		<link>https://ensonhavadis.com.tr/kore-cephesinden-erzuruma-uzanan-hatiralar/</link>
					<comments>https://ensonhavadis.com.tr/kore-cephesinden-erzuruma-uzanan-hatiralar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 24 Jan 2026 20:28:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Askeri]]></category>
		<category><![CDATA[Belge]]></category>
		<category><![CDATA[Cephe]]></category>
		<category><![CDATA[Kore]]></category>
		<category><![CDATA[Türk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ensonhavadis.com.tr/?p=47988</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kore Savaşı’nda görev yapan Türk askerlerinden Zihni Ezine’ye ait belge ve askerî emanetler, Erzurum’da yürütülen arşiv çalışmaları sırasında ortaya çıkarıldı.</p>
<p><a href="https://ensonhavadis.com.tr/kore-cephesinden-erzuruma-uzanan-hatiralar/">Kore cephesinden Erzurum’a uzanan hatıralar</a> yazısı ilk önce <a href="https://ensonhavadis.com.tr">EnSonHavadis</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’nin yakın askerî tarihine dair önemli izler taşıyan ve Kore Savaşı’nda görev yapan Mehmetçiklerin hatırasını bugüne ulaştıran nadir belgeler ve emanetler Erzurum’da gün yüzüne çıkarıldı.</p>
<p><strong>ARŞİV ÇALIŞMASINDAN TARİHİ KOLEKSİYON ÇIKTI</strong></p>
<p>Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Erzurum Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Taner Özdemir tarafından yürütülen arşiv çalışmaları sırasında ulaşılan materyallerin, Kore Savaşı’nda görev yapan Zihni Ezine’ye ait olduğu belirlendi. Ortaya çıkarılan koleksiyonun, yalnızca kişisel hatıralardan değil, dönemin askerî ve idarî yapısını belgeleyen özgün kaynaklardan oluştuğu ifade edildi.</p>
<p><img decoding="async" src="https://ensonhavadis.com.tr/wp-content/uploads/2026/01/kore-cephesinden-erzuruma-uzanan-hatiralar-0-MpqtX83P.jpg"/></p>
<p><strong>KİMLİK, DÖNEMİN ASKERİ VE İDARİ YAPISINI YANSITIYOR</strong></p>
<p>Koleksiyon içinde yer alan ve Zihni Ezine adına düzenlenmiş nüfus hüviyet cüzdanının, dönemin resmî belge dili, mühürleri, kayıt sistemi ve el yazılarıyla dikkat çektiğini belirten Taner Özdemir, söz konusu belgenin bir askerin sivil hayattan cepheye uzanan yolculuğunu tüm ayrıntılarıyla ortaya koyduğunu söyledi. Özdemir, bu yönüyle belgenin sıradan bir kimlik evrakı değil, tarihî bir vesika niteliği taşıdığını vurguladı.</p>
<p><img decoding="async" src="https://ensonhavadis.com.tr/wp-content/uploads/2026/01/kore-cephesinden-erzuruma-uzanan-hatiralar-1-gp4AFYCs.jpg"/></p>
<p><strong>MADALYADAN ARMAYA: CEPHEDE TAŞINAN KİMLİK</strong></p>
<p>Koleksiyondaki askerî madalyanın, Zihni Ezine’nin Kore Cephesi’ndeki hizmetinin somut bir simgesi olduğunu ifade eden Özdemir, zamanın izlerini taşıyan bu emanetin savaş koşullarında verilen emeğin ve fedakârlığın sessiz bir tanığı olduğunu dile getirdi. Üzerinde “TÜRK” ibaresi ve ay-yıldız bulunan askerî armanın ise, Türk askerinin cephede taşıdığı millî kimliğin ve aidiyet bilincinin güçlü bir göstergesi olarak öne çıktığı belirtildi.</p>
<p><img decoding="async" src="https://ensonhavadis.com.tr/wp-content/uploads/2026/01/kore-cephesinden-erzuruma-uzanan-hatiralar-2-jP2G1xgJ.jpg"/></p>
<p><strong>&#8220;1957-1958 8. KORE TÜRK TUGAYI&#8221; YAZILI SANCAK</strong></p>
<p>Koleksiyonun en çarpıcı parçalarından biri olan kırmızı zeminli sancakta yer alan “1957–1958 8. Kore Türk Tugayı” ibaresinin, Zihni Ezine’nin görev yaptığı birlik ve dönem hakkında doğrudan bilgi verdiği aktarıldı. Ay-yıldızlı sancak, Türk askerinin yalnızca askerî bir güç değil, aynı zamanda bayrağını ve değerlerini cepheye taşıyan bir temsilci olduğunu gözler önüne seriyor.</p>
<p><img decoding="async" src="https://ensonhavadis.com.tr/wp-content/uploads/2026/01/kore-cephesinden-erzuruma-uzanan-hatiralar-3-8bl3TTZb.jpg"/></p>
<p><strong>GELECEK KUŞAKLARA AKTARILACAK TARİHİ MİRAS</strong></p>
<p>Uzmanlar, gün yüzüne çıkarılan bu tür şahsî askerî emanetlerin bireysel hatıraların ötesinde bir anlam taşıdığına dikkat çekiyor. Belgelerin, Türkiye’nin Kore Savaşı’ndaki rolünü, askerî organizasyon yapısını ve Mehmetçiğin cephe gerisindeki yaşamını anlamak açısından önemli birincil kaynaklar olduğu vurgulanıyor. Emanetlerin kayıt altına alınarak korunmasının, akademik çalışmalara kaynaklık etmesi ve gelecek kuşaklara aktarılması bakımından büyük önem taşıdığı ifade ediliyor.</p>
<p><img decoding="async" src="https://ensonhavadis.com.tr/wp-content/uploads/2026/01/kore-cephesinden-erzuruma-uzanan-hatiralar-4-52STBrLI.jpg"/></p>
<p><img decoding="async" src="https://ensonhavadis.com.tr/wp-content/uploads/2026/01/kore-cephesinden-erzuruma-uzanan-hatiralar-5-PqyzX8DO.jpg"/></p>
<p><img decoding="async" src="https://ensonhavadis.com.tr/wp-content/uploads/2026/01/kore-cephesinden-erzuruma-uzanan-hatiralar-6-EQMigFty.jpg"/></p>
<p><img decoding="async" src="https://ensonhavadis.com.tr/wp-content/uploads/2026/01/kore-cephesinden-erzuruma-uzanan-hatiralar-7-sWXxdfaf.jpg"/></p>
<p><img decoding="async" src="https://ensonhavadis.com.tr/wp-content/uploads/2026/01/kore-cephesinden-erzuruma-uzanan-hatiralar-8-CZce6JTg.jpg"/></p>
<p><a href="https://ensonhavadis.com.tr/kore-cephesinden-erzuruma-uzanan-hatiralar/">Kore cephesinden Erzurum’a uzanan hatıralar</a> yazısı ilk önce <a href="https://ensonhavadis.com.tr">EnSonHavadis</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ensonhavadis.com.tr/kore-cephesinden-erzuruma-uzanan-hatiralar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
